Parça P26

Hâtime / 1. Sual: Terk-i ibadet—nefse zulüm, hikmet-i İlahiye ve Kur'an'ın belâgat gerekçesi

Bu parçayla ne yapabilirim?

  1. Metni okuyun.
  2. Okul sınıf aralığını seçin.
  3. Bilgi kartlarını çalıştırın veya soru kağıdını indirin.
  4. Sorular metin açıkken cevaplanacak şekilde hazırlanmıştır.

Bu metni diğer risale metinleriyle birleştirip daha büyük bir ders metni hazırlayın.

Açık parça

Parçalardan Kişisel Çalışma Oluştur

Açık parça korunur. Aynı kitaptan veya başka kitaplardan istediğiniz parçaları ekleyip sıralayın.

Hem o târikü's-salât, kendi kendine mâlik olmadığı için, kendi mâlikinin bir abdi olan kendi nefsine zulmeder. Onun mâliki, o abdinin hakkını, onun nefs-i emmaresinden almak için, dehşetli tehdid eder. Hem netice-i hilkati ve gaye-i fıtratı olan ibadeti terkettiğinden, hikmet-i İlahiye ve meşiet-i Rabbaniyeye karşı bir tecavüz hükmüne geçer. Onun için cezaya çarpılır.

Elhasıl: İbadeti terkeden, hem kendi nefsine zulmeder; -nefsi ise, Cenab-ı Hakk'ın abdi ve memluküdür- hem kâinatın hukuk-u kemalâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür. Evet nasılki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemalâtını bir inkârdır. Hem hikmet-i İlahiyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstehak olur.

İşte bu istihkakı ve mezkûr hakikatı ifade etmek için, Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan mu'cizane bir surette o şiddetli tarz-ı ifadeyi ihtiyar ederek, tam tamına hakikat-i belâgat olan mutabık-ı mukteza-yı hale mutabakat ediyor.