Parça P02
Otuzbirinci Söz / Mi'rac-ı Nebeviyeye dair: اِنَّهُ zamiri ve Mi'racın küllî mânasına giriş
Bu parçayla ne yapabilirim?
- Metni okuyun.
- Okul sınıf aralığını seçin.
- Bilgi kartlarını çalıştırın veya soru kağıdını indirin.
- Sorular metin açıkken cevaplanacak şekilde hazırlanmıştır.
Bu metni diğer risale metinleriyle birleştirip daha büyük bir ders metni hazırlayın.
İşte Kur'an-ı Hakîm, Habib-i Ekrem Aleyhi Efdalüssalâtü Ve Ekmelüsselâm'ın Mi'racının mebde'i olan, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya olan seyranını zikrettikten sonra
اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
der. Ve şu kelâm ile Sure-i
وَ النَّجْمِ اِذَا هَوٰى
da işaret olunan münteha-yı Mi'raca remzeden اِنَّهُ deki zamir, ya Cenab-ı Hakk'a raci'dir veyahut Peygamberedir (A.S.M.). Peygambere göre olsa, kanun-u belâgat ve münasebet-i siyak-ı kelâm şöyle ifade ediyor ki: Bu seyahat-i cüz'iyede bir seyr-i umumî ve bir urûc-u küllî var ki; tâ Sidretü'l-Münteha'ya, tâ Kab-ı Kavseyn'e kadar meratib-i külliye-i esmaiyede gözüne, kulağına tesadüf eden âyât-ı Rabbaniyeyi ve acaib-i san'at-ı İlahiyeyi işitmiş, görmüştür, der. O küçük cüz'î seyahatı hem küllî, hem mahşer-i acaib bir seyahatın anahtarı hükmünde gösteriyor.
Eğer zamir, Cenab-ı Hakk'a raci' olsa, şöyle oluyor ki: Bir abdini bir seyahatta huzuruna davet edip, bir vazife ile tavzif etmek için, Mescid-i Haram'dan mecma-ı Enbiya olan Mescid-i Aksa'ya gönderip, enbiyalarla görüştürüp, bütün Enbiyaların usûl-ü dinlerine vâris-i mutlak olduğunu gösterdikten sonra, tâ Sidretü'l-Münteha'ya, tâ Kab-ı Kavseyn'e kadar mülk ve melekûtunda gezdirdi.
İşte çendan o bir abddir ve o seyahat, bir mi'rac-ı cüz'îdir. Fakat bu abdin, bütün kâinata taalluk eden bir emanet beraberindedir. Hem şu kâinatın rengini değiştirecek bir nur beraberdir. Hem saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar beraber olduğu için, Cenab-ı Hak kendini "bütün eşyayı işitir ve görür" sıfatıyla tavsif eder. Tâ o emanet, o nur, o anahtarın cihanşümul ve muhit ve umum kâinata âmm ve bütün mahlukata şâmil hikmetlerini göstersin.
Bu sırr-ı azîmin "DÖRT ESAS"ı var.