Parça P101
11. Mes'ele / Haşiye / Lâhika: Âyetü'l-Kürsî tetimmesi (Lâ ikrâhe...) cifrî tevafuklar
Bu parçayla ne yapabilirim?
- Metni okuyun.
- Okul sınıf aralığını seçin.
- Bilgi kartlarını çalıştırın veya soru kağıdını indirin.
- Sorular metin açıkken cevaplanacak şekilde hazırlanmıştır.
Bu metni diğer risale metinleriyle birleştirip daha büyük bir ders metni hazırlayın.
Onbirinci Mes'elenin Haşiyesinin Bir Lâhikasıdır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Âyetü'l-Kürsî'nin tetimmesi olan
لَٓا اِكْرَاهَ فِى ـ﴿الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُـ﴾ مِنَ الْغَىِّ
bin üçyüz elli (1350);
فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ
bin dokuzyüz yirmidokuz (1929) veya (1928)
وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ
dokuzyüz kırkaltı (946) "Risaletü'n-Nur ismine muvafık";
بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى bin üçyüz kırkyedi (1347);
لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ٭ ـ﴿اَللّٰهُـ﴾ ـ﴿وَلِىُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواـ﴾
-eğer beraber olsa- bin oniki (1012); -eğer beraber olmazsa- dokuzyüz kırkbeş (945) (bir şedde sayılmaz);
يُخْرِجُهُمْ مِنَ ـ﴿الظُّلُمَاتِـ﴾ اِلَى النُّورِ
bin üçyüz yetmişiki (1372) -şeddesiz-
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُهُمُ ـ﴿الطَّاغُوتُـ﴾
bin dörtyüz onyedi (1417)
ـ﴿يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَىـ﴾ الظُّلُمَاتِ
bin üçyüz otuzsekiz (1338) -şedde sayılmaz-;
اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
bin ikiyüz doksanbeş (1295) -şedde sayılır- eder. Risaletü'n-Nur'un hem iki kerre ismine, hem suret-i mücahedesine, hem tahakkukuna ve te'lif ve tekemmül zamanına tam tamına tevafukuyla beraber ehl-i küfrün bin ikiyüz doksanüç (1293) harbiyle âlem-i İslâm'ın nurunu söndürmeye çalışması tarihine ve Birinci Harb-i Umumî'den istifade ile bin üçyüz otuzsekiz (1338) de bil'fiil nurdan zulümata atmak için yapılan dehşetli muahedeler tarihine tam tamına tevafuku ve içinde mükerreren nur ve zulümat karşılaştırılması ve bu mücahede-i maneviyede Kur'anın nurundan gelen bir nur, ehl-i imana bir nokta-i istinad olacağını mana-yı işarî ile haber veriyor diye kalbime ihtar edildi. Ben de mecbur oldum, yazdım. Sonra baktım ki; manasının münasebeti bu asrımıza o kadar kuvvetlidir ki, hiç tevafuk emaresi olmasa da yine bu âyetler her asra baktığı gibi mana-yı işarî ile bizimle de konuşuyor kanaatım geldi.