Parça P29

2. Mevkıf / 2. Maksad: hikâyelerin kinaye ve temsil oluşu

Bu parçayla ne yapabilirim?

  1. Metni okuyun.
  2. Okul sınıf aralığını seçin.
  3. Bilgi kartlarını çalıştırın veya soru kağıdını indirin.
  4. Sorular metin açıkken cevaplanacak şekilde hazırlanmıştır.

Bu metni diğer risale metinleriyle birleştirip daha büyük bir ders metni hazırlayın.

Açık parça

Parçalardan Kişisel Çalışma Oluştur

Açık parça korunur. Aynı kitaptan veya başka kitaplardan istediğiniz parçaları ekleyip sıralayın.

İKİNCİ SUALE CEVAB:

Malûmdur ki: Fenn-i Belâgatta bir lafzın, bir kelâmın mana-yı hakikîsi, başka bir maksud manaya sırf bir âlet-i mülahaza olsa, ona “lafz-ı kinaî” denilir. Ve “kinaî” tabir edilen bir kelâmın mana-yı aslîsi, medar-ı sıdk ve kizb değildir. Belki kinaî manasıdır ki, medar-ı sıdk ve kizb olur. Eğer o kinaî mana doğru ise, o kelâm sadıktır. Mana-yı aslî, kâzib dahi olsa sıdkını bozmaz. Eğer mana-yı kinaî doğru değilse; mana-yı aslîsi doğru olsa, o kelâm kâzibdir. Meselâ: Kinaî misallerinden: (Filanün tavîlü’n-necad) denilir. Yani: “Kılıncının kayışı, bendi uzundur.” Şu kelâm, o adamın kametinin uzunluğuna kinayedir. Eğer o adam uzun ise, kılıncı ve kayışı ve bendi olmasa da, yine bu kelâm sadıktır, doğrudur. Eğer o adamın boyu uzun olmazsa; çendan uzun bir kılıncı ve uzun bir kayışı ve uzun bir bendi bulunsa, yine bu kelâm kâzibdir. Çünki mana-yı aslîsi, maksud değil.

İşte Onuncu Söz’ün ve Yirmiikinci Söz’ün hikâyeleri gibi, sair Sözlerin hikâyeleri, kinaiyat kısmındandırlar ki, begayet doğru ve gayet sadık ve mutabık-ı vaki’ olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatlar, o hikâyelerin mana-yı kinaiyeleridir. Mana-yı aslîleri, bir temsil-i dürbünîdir. Nasıl olursa olsun, sıdkına ve hakkaniyetine zarar vermez. Hem o hikâyeler birer temsildirler. Yalnız umuma tefhim için lisan-ı hal, lisan-ı kàl suretinde ve şahs-ı manevî, bir şahs-ı maddî şeklinde gösterilmiştir.